Yarınlar İçin Düşünce Platformu

 İnsanları diğer tüm canlılardan ayıran ve eşref el-mahlûk (Yaratılanların en şereflisin) yapan tek şey “düşünmek”tir…  Şayet insanlardaki düşünce olmasaydı ne olurdu? Birde insanların düşünmediğini düşünün!.. (Tabi düşünce olmadan da nasıl düşünülecekse!..) İnsanoğlundan geriye ne kalır ki?..

Cuma günü Şanlıurfa Gazeteciler Birliğini ziyaret eden Yarınlar İçin Düşünce Platformu Şanlıurfa Temsilcisi Sayın Erkan Sözen’in Verdiği bilgiler benim açımdan gerçekten de ilginçti! Şimdi anlattıklarını aktardığım zaman; sizin de ilginizi çekeceğinden eminim!..  Erkan Bey konuşmasına Platformun oluşumunun neden var olduğu, nelerin yapıldığı ve isminden de anlaşılacağı üzere, Yarınlar İçin ne Düşündükleri konusunda somut delillerle örnekler verdi…

“Yarınlar İçin Düşünce Platformu Derneği 04 Nisan 2003 tarihinde Ankara’da kurulmuş. Dernek şu ana kadar 13 temsilcilikle ki bunların 9 tanesi Türkiye de olmak üzere;  K.K.T.C, Almanya Avusturya ve Hollanda da temsilcilikleri ile saha çalışması yaparak en iyi analizleri gerçekleştirdiğini belirtti. “Daha önce Türkiye’de bulunan düşünce kuruluşlarının dış düşünce kuruluşlarıyla bağlantılı olup, Ankara da masa başında hazırlardı, birçok raporlarını! Sadece Türkiye için değil orta doğu için bile saha çalışması yapmadan Ankara’da, masa başında raporlarını hazırladıklarını, oysa biz tüm raporlar için saha çalışması yaparak olası en yakın düşünceye varıyoruz. Ki yaptığımız analizlerin % 80’ninden fazlası düşüncelerimiz doğrultusunda gerçekleştiğini gördük.” Demektedir Birde müjdeli bir haber verdi. Gelinen noktada vakıflaşacaklar. Bir sonraki adımları da Enstitü kurmak. Son aşaması ise üniversite kurmak olacağını belirtti…  

Erkan Beyin Türkiye’nin yarınlarına dair düşünceleri ise bir hayli ilginçti. Buyurun Türkiye’nin Dünü, bugünü ve yarınları hakkında ki görüşlerine bakalım. “Sivil anayasanın bugüne kadar geçmemesi Türkiye için çok büyük bir talihsizlik olduğunu belirtmekle beraber Türkiye’nin 2006 öncesi ve 2006 sonrası diye ikiye ayrılmaktadır. 2006 öncesi Türkiye, Devleti için var olan milletti. 2006 sonrası Türkiye, “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” gerçeğine dönerek milleti için var olan ve hizmet eden devlettir gerçeğine dönmüştür. Ve Ergenekon operasyonunu birde bu bağlamda değerlendirmesinde yarar var. Bu aşamada devlet kendi hataları ile yüzleşmektedir… Bundan sonraki adım;  dışa yönelik olacak. İsrail 1948’deki sınırlarına çekilecek. Krizlerle boğuşan Amerikan tüm orta doğudan çekilmek zorunda kalacak. Ve şu an çok iyi olan Türk, Arap ve Fars (İRAN) ilişkileri bir üst noktaya taşınacak ve Türkiye’nin önderliğinde, başkenti İstanbul olan büyük bir birlik kurulacak… Birde Ermenistan ve Gürcistan’ında içinde bulunacağı Kafkasya bölümünde de yine Türkiye’nin önderliğinde bir birliktelik oluşturulacak.” Diye bir öngörüyü öne sürmektedir!..

En ilginç olanı ise; 2006 Mayısında Türkiye’nin Kuzey Irak sınırına yığdığı ve haber kanallarının 200 binden 260 bine kadar değişen rakamlarla verdiği askeri yığınağın, olası PKK’ya yönelik yapılması düşünülen sınır ötesi harekâtın hazırlıklarından çok Amerikan’ın Suriye’ye yönelik bir askeri harekâta karşılık verileceği ve Amerika’nın Suriye’ye girmesi halinde Türkiye’nin de buna tepki olarak Irak’ın kuzeyine harekât düzenleyeceğini belirmesi de ilginçti…  Nedenini de şöyle açıklamıştı Amerikan’ın Ak denizden Suriye, Irak ve Afganistan üzerinden sıcak denizlere inebilmesi, bu sayede orta doğunun içersinden kendine çok güvenli ve hâkim bir koridor oluşturmak istemesidir. Bunu yaparken de İran’ı işgalden çok; İran’a sınırlı bir hava harekâtı ile tahribat vermek istediği. Ve Türkiye’de de ırka dayalı iç karışıklık çıkararak Trabzon’dan Adana’ya kadar bir hat oluşturmak ve oluşan hatta da; Amerikan ve İngiliz askeri yerleştirmek; ileriki aşamada buradaki ırki durumu kullanarak Irak’ın kuzeyinde oluşturmak istediği bağımsız bir devlet gibi Türkiye’yi de ikiye bölmek.  Ki A.B.D kendi düşünce kuruluşlarında bu yönde stratejiler ve haritalar hazırlatılmıştı.

Şu an azmakta olan bu terör olaylarının da bu bağlamda bir kez daha değerlendirilmesinde de fayda var. Doğu illerine yapılan ve yapılmak istenen dev yatırımlar bölge halkını sevindirirken, bölgede; sözde bölge halkı için (!) mücadele verdiğini iddia eden kesimleri neden tedirgin ettiğini de iyi analiz etmek lazım…

Düşünce Platformunun Urfa temsilcisi Erkan Sözen Bey özetle; Yarınların Türkiyesi için herkesin elinin taşın altına koymasının lazım geldiğini ve Türkiye’nin, Anadolu’nun gerçek sahiplerinin bu gibi oluşumlara yardımcı olmasını gerektiğini, istenirse Türkiye’nin başaramayacağı hiç bir problemin olmayacağını belirtti… Öncelikle biz aydınların bu inanca ve bu güce inanmamız lazım geldiğini belirtirken, çok duygulandım.

Orada bulunan bir arkadaşın; bazı konuların “ütopya” olduğunu söylemesi ortam için soğuk duş etkisi yaptı.

Bende “ütopya” meselesinin tam karşısında olmasam da tüm uçuk gibi gelen düşüncelerin aslında başarının birer anahtarı olduğunu tarihi örneklerle sabittir. Her uçuk düşünce, gerçekleşene kadar bir ütopya değil mi? Tarihte vasat yaşamış tüm kişi ve toplumlar silinmişler; fakat iyi veya kötü olsun radikal tüm hareketler ya şu an yaşıyorlar veya kendilerinden bahsettiriyorlar…

İsterseniz bir tarihi örnek verelim; Edison yakın arkadaşları tarafından “deli” olarak tanımlanıyordu. Edison ampulü bulmak için 1000’den fazla deney yaptığı halde ampulü bulamamıştır… Kendisinin ruh sağlığından endişelenen bir arkadaşı… -edi artık ampulü bulmaktan vazgeç koçum…gel sende bizim gibi normal insan ol…hadi kahveye gidip okey çevirsek demiş…. Edison tarihe geçecek şu cevabı vermiş…

—Birader haklısın 1000’den fazla deney yaptım ve ampulü bulamadım ama ampulü bulamamanın 1000’ den fazla değişik yolunu buldum demiş…

Birde bir hikâyeden bahsetsek yeridir derim! Kurbağalar bir gün yarışma düzenlemiş. Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: ''Zavallılar! Hiç bir zaman başaramayacaklar!''

     Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış:''Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!''

      Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş;''Bu işi nasıl başardın?'' diye. O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!..

 Siz de, hayallerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyen ve ütopya geliştirmekten bahseden kişilere karşı hep sağır kalın. Olumsuz düşünen insanları duymayın!.. Tüm hayırlı çalışmalarınızda sizlerin yanında olduğumu belirttir, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Yarınların Büyük Türkiyesi İçin El Ele Verelim!.. 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !