İnanç ve İnsan sağlığı

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’in yaratılmasıyla başlayan insanlık tarihi, beden ihtiyacı için yemek yeme ve su içmek gibi ihtiyaçları dışında ruhunu tatmin etmek için de bir inanca ihtiyacı duymuş. İlk insan Hz. Âdem, aynı zamanda bir peygamber olarak doğduğu için Allah’a inanma konusunda tam bir teslimiyet içerisinde bulundu…

Hz. Âdemden sonra gelen nesiller ikiye ayrıldı. “İnanan insanlar ve inanmayan insanlar,” diye. O gündür bugündür inanalar ve inanmayanlar arasında mücadele devam etmektedir. İnanan insan; inançların kişilerin ruh sağlığı ve Allah’ın insanlara bahşettiği bunca nimetlere şükür edası olarak ihtiyaç duydukları ve olmazsa olmazıdır, demektedirler. İnançsızlar ise inancı “ret” ettikleri gibi, bu gibi söylemleri de kabul etmemektedirler…

İnsanlık âlemini yoktan var eden ve yaratan Allah, İnsanların tüm ihtiyaçlarını bildiği için; insanlara yapması ve insanların inanması için bazı kurallar belirlemiş. Kişi bu kurallara uyduğu zaman mutlu, huzurlu ve sağlıklı olacak. Hz. Âdemden beri var olan iman şekli asla değişmedi. İbadetler çeşitlendi,  bazen değişti; ama inanç şekli hiç değişmedi. İmanın şartları hep aynı kaldı!..

Günümüzde teknoloji o kadar gelişti ki; artık insan inançları üzerinde deneyler yapılmaya başlandı. Bu sayede inanan ve inanmayan insanlar arasındaki fark bilimsel olarak ortaya çıkartıldı.

Amerikan Sağlık Araştırmaları Ulusal Merkezi’nde David B.Larson ve ekibinin dindar ve dinsizler arasında yaptığı karşılaştırmalı araştırmada şu sonuca varılmış, “Dindarlar, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere göre, kalp hastalıklarına % 60 daha az yakalanıyormuş.”

Tabi, deneyler sadece bununla sınırlı değil bir başka üniversite OXFORD üniversitesi uzmanlarının; bir yaratanın olduğuna inanan ve inanmayan 12’şer kişilik iki gruba elektrik vermiş, inananların beyinlerinde acı hissi veren bölgeyi daha iyi kontrol ettikleri görülmüş… Dindarların, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere göre intihar oranları % 100 daha düşük… Dindarlarda, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere göre tansiyon bozukluğu çok daha düşük… Dindarlarda, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere göre sigara içme oranı 7’ye 1…

Harvard Üniversitesinden ise Dr. Herbert Benson’un inanç ve beden sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı araştırmasında ise şunları söylüyor, “insan bedeni ve zihni Allah’a iman etmeye göre ayarlı” diyor… Dr. Benson, “Allah’a olan inancın ve ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede etki yaptığını ve diğer hiçbir inancın, Allah’a olan inanç gibi zihne huzur vermediğinin sonucuna” vardığını belirtiyor…

Diğer tarafta Tıpta Uluslararası psikiyatri dergisinin yayınladığı araştırmada da şunları söylemektedirler, “inançsız kişilerin hem hastalıklarla daha fazla uğraştıkları, hem de kısa bir ömür sürdürdükleri” belirtmektedir. Aynı araştırmada, inançsız kişilerin mide ve bağırsak hastalıklarına yakalanmaları inanan insana göre iki kattır... İnançsız kişilerin solunum hastalıklarından ölme oranı % 66’dan daha fazla olduğu da belirtilmektedir…

Demek ki insanlar inandığı zaman ve inancını tam olarak yaşadığı zaman; sadece Cennetle mükâfatlandırılmıyor. İnanç aynı zamanda bu dünyadaki hayatında ve sağlıklı yaşamın olmazsa olmazıdır. İnançsızlık ise sadece Cehennem azabına düşürmüyor. Dünya hayatını da o kişiye zehir ediyor...

Bütün bunları bilen yaratıcı, yeryüzüne halife olarak yarattığı insanların tüm ihtiyaçlarını da belirlemiş ve emir olarak peygamberler vasıtası ile insanlara bildirmiş. Artık isteyen Dünya ve ahret hayatı için inansın. İsteyen de inkâr etsin… Herkese sahih iman temennisiyle!..

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !